sevdam.net

Anasayfa | Reklam | İletişim | Üyeler | Sık Kullanılanlara Ekle | Giriş Sayfası Yap | sevdam.net

Alfabetik Listeleme

0-9 A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z TÜMÜ

Kanla Sulanan Toprak Uğruna

    Güneş ışıklarının yeryüzünü terk ettiği anlardan birinde vahşi, gri kayaların tepesine kurulmuş karakolda vatan aşkını yüreklerine kazımış Mehmetçikler uyku âlemine dalmışlardı. Karanlığın hâkim olduğu yüksek dağlar; kanla, Dolar ve Avro’nun yeşili ile beslenen kan emici sülüklere saklanma fırsatı veriyordu. Bu topraklar uğruna İngiliz, Fransız, Yunan ve İtalyanlara karşı savaşıp kanını akıtan, şehit olan atalarının ruhlarını kirlettiklerini ve emperyalist güçler tarafından kardeşlerine karşı saldırmak için kandırılmış olduklarını idrak edememiş gençlerdi bu sülükler… Sülükler için aydınlık, gece; karanlık ise gündüzdü. Kalplerindeki kirleri, gecenin karanlığı ile saklayabileceklerine inanan sülükler için gecenin karanlığı ile birlikte kan emme vakti gelmişti. Kod adı Abuzer olan başlarının bir Avrupa bankasında bulunan milyon Avro tutarında hesabının farkında değillerdi. Zehirle yıkanmış beyinleri için önemli olan tek şey emdikleri kardeş kanıydı.
    Geceyi Amerikan yapımı bazukanın sesi böldüğünde ana kuzucukları koğuşlarında yatıyorlardı. Koğuşun duvarı bazuka mermisinin acı kuvvetine dayanamayıp yıkıldığında altında kalan ana kuzucuklarından biri Ahmet çavuş idi. Bazuka mermisinin kopan parçalarından biri yatağında yatan Ahmet Çavuş’un göğsünün altına saplandı. Ahmet’in içine rüzgar doluyor gibi oldu, üşümeye başladı. Vücudu titriyordu. Aklına uzağında kalan tüfeği gelince hayıflandı. Keşke ayağa kalkıp sülüklere birkaç kurşun sıkabilseydi! Ayağa kalkmayı denedi, başaramadı.
    Sağ yanında bacağı çöken duvarın altında kalan aslan parçacığı Rıza’yı gördü. Çektiği acı yüzünden okunuyor, ama bağırmıyordu Kürt asıllı aslan Rıza…
    -“Dayan Rıza! Sıhhiye birazdan gelir.”
    diye seslenebildi. Gözleriyle koğuşun diğer yanlarına baktı. Tüm aslanlar tüfeklerini almış, tek dişi kalmış emperyalist canavar tarafından büyütülen sülüklere karşı savaşmaya gitmişti. Silah sesleri, Aslan parçalarının seslerine karışıyordu. O hengâme içinde birinin “Sıhhiye koğuşa hemen! Yaralılar var” sesini duydu. Rıza’ya bir daha bakarak
    -“Sesi duydun mu Rıza? Birazdan gelecekler, dayan”
    dedi. Ucu kırık üç sözcüğü söylerken bu kadar zorlanmasına şaşırdı. Rıza da ona “Duydum çavuşum, ben idare ederim. Siz nasılsınız” diye cevap verdi.
    Aslanlar ağlamazdı. “Ben de iyiyim” diye beyaz bir yalan söyledi. Ahmet’in vücudu terlemeye başlamıştı. Durumunun ağır olduğunu anlamasına, canı yanmasına rağmen gözyaşlarını içine hapsetti. Bu sülüklerce kirletilmiş dünyadan ayrılık vaktinin yaklaştığını hissetmişti. Aklına biricik sevdiği Özlem geldi. Birlikte pizzacıya gittikleri gün, daha dünmüş gibiydi. En ufak ayrıntılar dahi beynine mıh ile kazınmıştı. Sevdiğinin gözlerini, yumuşacık tenini, küçük ellerini aklından söküp çıkaramıyordu. Toz duman altında kalmış koğuşu, unutamadığı anları yaşadığı pizzacı gibi gördü. Masa üstünde ısmarladığı pizza, karşısında delici bakışlı bir ahu vardı. Yastığının altında sakladığı Özlem’in fotoğrafını çıkardı. Ona şöyle bir bakıp iç çekti ve kanlar içinde kalan göğsüne bastırdı. Kanamasını durduramayacağını biliyordu, amacı gideceği yerde ondan ayrı kalmamaktı.
    Titrediğini saklamak istiyordu, ne Rıza ne de başka biri onu bu halde görmeliydi; ama vücudu emirlerini dinlemiyordu artık. Rıza da titremesinden Ahmet Çavuş’un yarasının ağırlığını anlamıştı. Kendi acısını unutmuş, Ahmet çavuşa bir şeyler söylüyordu; ama çavuş sesleri duyarken hiçbirini idrak edemiyordu. Kulağına pizzacıda çalan müziğin sesleri geliyordu. Yüzünde garip, anlaşılmaz bir gülümseme oluştu. Gözleri tavana bakarken donuverdi.
    Sıhhiye koğuşa geldiğinde Rıza telaşla bağırıyordu.
    -“Ben iyiyim, Çavuşa bakın!”
    Sıhhiyeden biri çavuşun yanı başına gelip nabzına baktı, yüzünü ekşitti. Çavuşun göz kapaklarını indirdi ve arkasına dönüp Rıza’nın yanına geldi. Rıza ise sadece çavuşunun yüzünde beliren gülümsemeye ve eliyle göğsüne bastırdığı fotoğrafa bakıyordu. Aslanın gözünden bir damla yaş aktı

Detaylar

  • FaceBook'ta paylaş
  • FaceBook ta paylaş
  • Ekleyen : fulya
  • Okunma Sayısı : 1514
  • Yorum : 0
  • Tarih : 04.08.2008
  • Sonraki Siir:
  • kalbinin duvarlarında ağladım
reklam

Etiketler:

Yorumlar Yorumlar Yorum Ekle

Bu siire yorum yapılmamış yada yapılan yorumlar onay bekliyor.!

Facebook'ta bizi bulun