sevdam.net

Anasayfa | Reklam | İletişim | Üyeler | Sık Kullanılanlara Ekle | Giriş Sayfası Yap | sevdam.net

Alfabetik Listeleme

0-9 A B C D E F G H I J K L M N O P R S T U V Y Z TÜMÜ

Örselenmiş Aşk

    “Sözlerin kifayetsiz kaldığı yerde, buldum onu” diye yazdı günlüğüne.


    Aradan onca zaman geçmesine rağmen unutamadığı aşkının hikâyesini her gün günlüğüne birkaç satır olsun yazardı. Aslında yazarken de korkardı; çünkü yeniden hüsran zamanlarını hatılamak istemiyordu.

    **

    Yaklaşık on yıl öncesiydi. Romanlarda, güzelliklerin ve sırrın daimi zamanı olan Eylül, onun dönüm noktasıydı. Ilık bir akşamüzeri Dil, Tarih, Coğrafya fakültesi’nin bahçesinde, yaşlı bir ağacın gölgesi altında, bankta umutsuz bakışlarla elindeki saman kâğıdı okuyan adamı görünce, yerine çakılı kalmıştı. Tanımıyordu. İlk defa görmüştü. Ama sanki yıllardır onun yüzünü tanıyor gibi hisseti. Tereddüt etmeden yanına gitti ve sakin bir ses tonuyla;


    “Merhaba, ben Aylin. Sizi ilk defa görüyorum” dedi. Genç adam şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra, bozuk bir Türkçe’yle;


    “Merhaba, bende Pablo. Yabancı öğrenci kadrosuyla, İspanya’dan geldim” dedi.


    Aylin, o ılık Eylül akşamını uzun zaman aklından çıkaramadı. İstemsiz duygu devinimleri onu genç Pablo’ya doğru yöneltmişti. O akşam çok fazla muhabbet edemeyişinin üzüntüsü, günlerce rutin yaşamını değiştirdi. Aynı bankta, onu bekler olmuştu.


    Pablo yirmili yaşlarda, yakışıklı bir İspanyol’du. Babası yüksek bir bürokrattı. Annesi ise Madrid Üniversitesi’nde Türkologtu. Fakat babası aylar önce bir suikasta kurban gitmişti. Pablo’nun annesi, Türkiye’deki tanıdıklarını devreye sokarak adeta oğlunu İspanya ve Avrupa dışını taşıyıp, Ankara’ya göndermişti. Pablo, kalemi çok güçlü ve aynı zamanda oyunculuk meziyeti fevkalâde olan bir sanatçı adayıydı. Aslında ideali, Viyana Sanat Üniversite’si olsa da, şartlar onun yaşamının rotasını değiştirmişti.


    Pablo babasının ölümünü hazmedememişti. Kimin, neden yaptığını öğrenmek istese de, annesi buna çok fazla izin vermedi. Çünkü oğlunun da başına bir şey gelmesini istemiyordu.


    Aylin sonunda Pablo’yu fakültenin kantininde gördü. Pablo yine yalnız ve yüzü solgun gözüküyordu. Aylin masasına gidip oturdu ve uzun süre bakıştılar.


    “Pablo yardım edebileceğim bir konu olursa, lütfen çekinmeden bana söyle” dedi Aylin. Pablo başıyla “tamam” anlamında onayladı ve;


    “Sen çok iyi birine benziyorsun. Ama sen bana yardım edemezsin” dedi ve konuşmasını sürdürdü;


    “Büyük hayallerim vardı. Viyana okuyup, iyi bir tiyatrocu olmak ve orada çalışmak isterken; sadece annemden dilini öğrendiğim, tarihini ve edebiyatını bildiğim ama yaşamını tanımadığım bir ülkedeyim…” diyerek, önündeki kâğıdı Aylin’e uzattı.


    Aylin kâğıtta yazanları dikkatlice okudu. Bir mektuptu. İspanyolca yazılmış olduğu için Aylin bir şey anlamadığını ima ederek, Pablo’nun yüzüne baktı.


    Pablo, “En altta çizilmiş olan figürü görüyor musun ?” dedi. “O annemin bana gönderdiği bir mesaj, kırık bir kılıç. Yani anlatmak istediği şey, `mücadele gücümüz bitti. Başının çaresine bak`, diyor” diyerek sözlerini tamamladı.


    Aylin o günden sonra Pablo’yu hiç yalnız bırakmadı. Birlikte ders çalıştılar, Ankara’da yeni yerler keşfettiler, tiyatro sahnelerinde tüm zamanlarını geçirdiler.


    Pablo, Aylin sayesinde yavaş yavaş ortama alışmıştı. Hatta bir tiyatro dergisinin açmış olduğu “oyun yazma” yarışmasında birincilik ödülünü almış, aynı oyunu fakültenin bahar şenliklerinde sahnelemişti. Oyun okulda ve Ankara’da çok yankı uyandırmış, Pablo çevresinde tanınan bir kişi olmaya başlamıştı. Ve giderek Aylin’e yakınlaşmıştı. Pablo, Aylinsiz bu ülkede ne yapardım, sorusunu hep aklından geçirmişti.


    Pablo, Aylin’e yazdığı bir notta şöyle diyordu; “Yalnızlık dayanılmaz bir histir. Ne zaman yalnız kalsam, aklıma hep seni getiriyorum; o güzel gülüşünü ve ipeksi tenini… Sen hayallerimi değiştiren kadınsın.”


    Aylin bu yazıyı okuyunca, bir kez daha aşkın fevkalâde büyüleyici etkisini hissetmişti. Zaman artık daha anlamlı kılıyordu hayatını.

    **

    İki şubat, Pablo’nun doğum günüydü. Aylin ona harika bir sürpriz hazırlamıştı. Kafeye benzer bir yerde güzel bir akşam yemeği tertip etmişti. Tabii sürprizi bu kadarla sınırlı değildi: Okulda Pablo’nun final ödevi için hazırladığı “ Bir İspanyol’un hikâyesi” adlı kısa oyununu, Ankara Sanat Tiyatro’sundan oyuncularla ona sunmuştu. Pablo, hazırlanan bu sürpriz karşında göz yaşlarının tutamayıp, Aylin’in kuru dudaklarına bir buse kondurmuştu.


    Her şey çok güzel gidiyordu onlar için. Beklenmedik bir tanışma, Pablo’yu hayata bağlamış, Aylin’i ise yaşamında tatmadığı duygunun içine girmesini sağlamıştı.


    Doğum gününden yaklaşık bir hafta sonra, Pablo ortalarda yoktu. İşin en ilginci Aylin’in de haberi yoktu. Pablo sırra kadem basmıştı. Şehir dışına çıkma olasılığı çok düşük gözüküyordu; çünkü Ankara’dan başka bir yere adım atmamıştı.


    Aylin gidebileceği tüm mekânlara baktı. Gören dahi olmamıştı. Ankara’daki tüm hastanelere gidilmiş ama iyi ya da kötü bir haber alınamamıştı.


    Aylin’in ev arkadaşı, fakülteye elinde bir mektupla geldi. Posta kutusuna bırakılmıştı. Mektup Pablo’dandı. Aylin tedirgin bir şekilde zarfı yırttı ve mektubu okumaya başladı:

    “ Aylin,



    Sana nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Ama bazı şeylerin zamanı gelince erteleyemezsin. Aldığın kararları uygulamak zorunda kalırsın. Bende bunu yapıyorum…

    Senin yardımlarını ve bana göstermiş olduğun yakınlığı ömrüm boyunca unutmayacağım. Seni sevdim ve kalbimin en değerli yerinde saklıyorum. Ama gitmek zorundayım.

    Babamın suikastının failleri yakalanmış. Korktuğumuz gibi bir şebekenin işi değilmiş. Babama bağlı çalışan iki memurun gurur meselesiymiş. Yani anlayacağın bana Viyana yolu açıldı. Annem tüm işlemleri halletmiş, beni okula yazdırmış. Bu sefer mektubunun sonunda sapasağlam bir kılıç figürü çizmiş: `Her şey yoluna girdi!`, anlamında.


    Biliyorsun Viyana benim hayallerimdi. Ve bende bu hayalin içine dahil olmaya gidiyorum.


    Yaptıkların için yeniden teşekkür ederim. Umutlarını yitirme. Böyle olmasını istemezdim. Bir gün bir yerlerde karşılaşacağımızı umuyorum.


    Hoşça kal…


    Adiós

    Pablo”



    Aylin bu mektubu okuyunca yıkılmıştı. Tesadüfen bulduğu aşkı, bir anda yok olmuştu. Çok sevmişti. Ama Pablo çoktan hayatından çıkıp gitmişti.


    **

    Aradan on yıl geçmişti. Aylin hâlâ gerçek aşkın arayışındaydı. Zaman, yaşamın içinde sessizce kaybolurken, zihninden ve ruhundan bir türlü silememişti onu. Bir gün kapısında gelen kuryenin getirdiği kutu, onu yeniden yıllar öncesine götürmüştü.


    Kutunun içinde bir kitap vardı. Kitap Pablo’nundu. Orijinali İspanyolca yazılmış olmasına rağmen, yanında Türkçe çevirisi bulunmaktaydı.


    Aylin kitabı elinde aldı ve göz yaşlarına boğuldu. Kitabın adı, Eylül’dü.


    Kitabın ilk cümlesi de şöyleydi; “Sözlerin kifayetsiz kaldığı yerde, buldum onu.”


    Aylin bu cümleyi okuyunca biraz olsun gülümsedi. Ama Pablo’nun ona yazdığı nottaki cümleleri de unutmuyordu: “Sen hayallerimi değiştiren kadınsın…”


    Aslında bu sözlere inanmış ve gerçeği yaşadığını sanmıştı.

    **

    Pablo gerçekten sevdi mi Aylin’i bilmiyorum, ama onun sayesinde hayallerine kavuşmuştu. Batmakta olan bir gemiden çıkarıp çekmişti onu. Teşekkürü ise on yıl sonra yazmış olduğu kitaptı. Sadece onun için romanın kahramanıydı.


    İşte yaşamda bazen kendimize seçtiğimiz kurtarıcılarla geleceğimizi teminat altına alırız. Onun duygularını, yaşamını düşünmeden.


    Eylül, Aylin için çoktan anlamını yitirmişti. Geçmişin hafızasını silmek, biraz olsun olanları unutturacaktı. Ya gelecek? Kurduğu hayaller ne olacaktı? Geleceğin hafızasını da mı silecekti? O zaman elinde ne kalacaktı: boş bir dünya? Geçmişi ve geleceği olmayan bir yaşam? İşte Pablo’nun romanın konusu da buydu: Silinmiş bir yaşam…

    **

    Eylülde başlayan aşk, sonucuna ulaşamadı. Hayaller, aşktan daha ağır basmıştı…



    Örselenmiş ruhlara ithafen…

Detaylar

  • FaceBook'ta paylaş
  • FaceBook ta paylaş
  • Ekleyen : filiz
  • Okunma Sayısı : 1881
  • Yorum : 0
  • Tarih : 01.08.2008
  • Sonraki Siir:
  • Veda
reklam

Etiketler:

Yorumlar Yorumlar Yorum Ekle

Bu siire yorum yapılmamış yada yapılan yorumlar onay bekliyor.!

Facebook'ta bizi bulun